Hesabınız var mı?




Parolamı unuttum

Yazarlar

Tümay İpekçi
Antalya Eğitim ve Araştırma...
Orçun Çelik
Tepecik Eğitim ve Araştırma...
Özgü Aydoğdu
İzmir Üniversitesi Tıp Fakül...
Murat Akand
Selçuklu Üniversitesi Tıp F...
Mehmet Bilgehan Yüksel
Celal Bayar Üniversitesi Tıp...

Beğenenler


Hiçbir kayıt bulunamadı.

Takip edenler


Hiçbir kayıt bulunamadı.

Üriner Sistem Enfeksiyonlarına Güncel Yaklaşım

Üriner Sistem Enfeksiyonlarına Güncel Yaklaşım
Türü: Derleme
Başvuru: 17.10.2013
Kabul: 10.12.2013
Yayın: 27.01.2014

Özet


Üriner sistemin herhangi bir bölgesine çok sayıda mikroorganizmanın yerleşmesi ile oluşan hastalık tablosu genel olarak üriner sistem infeksiyonu (ÜSİ) olarak ifade edilir. Üriner sistem infeksiyonlarının %95’inden fazlası tek bir bakteri türü ile gelişir. Escherichia Coli akut infeksiyonda en sık saptanan mikroorganizmadır. Toplum kökenli infeksiyonlarda en sık E.coli saptanırken, hastane kökenli infeksiyonlarda sıklıkla Proteus, Pseudomonas, Klebsiella, Enterobacter türleri, Enterokok ve Stafilokoklar izole edilmektedir. Bu derlemede ÜSİ tanı ve tedavisi hakkındaki güncel literatür bilgileri paylaşılacaktır.

Abstract


Urinary tract infection (UTI) can be defined as the disease state which is characterized by the inoculation of many microorganisms in any part of the urinary system. More than 95% of UTIs are caused by one bacteria type. Escherichia Coli is the most frequent microorganism which is responsible for acute infection. While E.Coli is the most frequent bacteria in infections originated from community, Proteus, Pseudomonas, Klebsiella, Enterobactericea, Enterococ, and Staphilococ are the most frequent microorganisms isolated in hospital infections. This review includes the most recent information about the diagnosis and treatment of UTI.

Giriş

A- Tanımlamalar

Bakteriüri: İdrarda bakteri bulunmasıdır. Anlamlı bakteriüri, idrarda üretradan kontamine olma ihtimalinin üzerindeki değerlerde yani  >105 koloni/ml olması, asemptomatik bakteriüri ise semptomları olmayan bir hastada anlamlı bakteriüri varlığıdır [1].

Sistit: Dizüri, sık idrara çıkma, idrara sıkışma hissi ve suprapubik hassasiyetle karakterize olan sendromu tanımlamaktadır [2, 3].

Akut piyelonefrit: Ateş, yan ağrısı ve kostovertebral açı hassasiyetine, anlamlı bakteriürinin eşlik ettiği böbreğin akut infeksiyonudur. Bu bulgulara alt üriner sistem semptomları da eşlik edebilir. Üst üriner sistem semptomları olmadan alt üriner sistem semptomlarının varlığı akut pyelonefriti ekarte ettirmez [4, 5].

Papiller nekroz, piyelonefritin akut komplikasyonudur. Genellikle üriner sistemde tıkanıklık, diabetes mellitus ve orak hücreli anemisi olan, fazla analjezik kullanan hastalarda görülmektedir. İntrarenal abse, bakteriyemi sırasında veya piyelonefrit komplikasyonu olarak, perinefritik abse ise renal parankim veya kan yoluyla gelen mikroorganizmaların böbreği çevreleyen yumuşak dokuda birikmesi sonucu meydana gelmektedir [4].

Komplike olmayan üriner sistem infeksiyonu: Yapısal ve nörolojik olarak normal bir üriner sisteme sahip ve genellikle genç, sağlıklı, hamile olmayan kadınlarda gelişen infeksiyondur [6].

Komplike üriner sistem infeksiyonu: Fonksiyonel veya yapısal anomalileri olan üriner sistemde gelişen infeksiyondur. Genel olarak erkekler, hamile kadınlar, çocuklar ve hastanede yatan hastalarda görülen infeksiyonlar komplike olarak kabul edilmektedir [4, 6].

Yineleyen üriner sistem infeksiyonu: Relaps ve reenfeksiyon şeklinde görülür. Relaps tedavi öncesi saptanan aynı etken mikroorganizmayla bakteriürinin yinelenmesidir. Bu durum üriner sistemde bakterinin persistansına bağlıdır. Reenfeksiyon ise farklı yeni bir etkenle infeksiyonun tekrarlamasıdır [4].

Ürosepsis: Üriner sistem infeksiyonuna bağlı olarak gelişen sepsis sendromudur.

Mevcut ÜSİ klinik bulgularına aşağıdaki bulgulardan iki veya daha fazlasının eklenmesi ile gelişir [6].

  • Ateşin >38 derece’nin üzerinde veya <36 derece’nin altında olması
  • Kalp hızının 90 atım/dakika'nın üzerinde olması
  • Solunum sayısının 20/dakika'dan fazla veya PaCO2'nin 32 mmHg'dan düşük olması
  • >12000/mm3 veya <4000/mm3 lökosit veya %10'dan fazla band formunun bulunması.

 

Kronik üriner sistem infeksiyonu: Tedavi sonrasında relapslarla seyreden, aynı mikroorganizmanın aylarca veya yıllarca persiste ettiği durumdur. Reenfeksiyon, kronik infeksiyon tanımına girmez [4].

 

B- Etyoloji

Escherichia Coli akut infeksiyonda en sık saptanan mikroorganizmadır. Yineleyen üriner sistem infeksiyonlarında, özellikle yapısal anomalilerin (obstrüktif üropati, kongenital anomaliler, nörojenik mesane, fistülizasyon) varlığında Proteus, Pseudomonas, Klebsiella, Enterobacter türleri, Enterokok ve Stafilokokların görülme sıklığı artmaktadır. [7].

Bazı yayınlarda, koagülaz negatif stafilokokların üriner sistem infeksiyonlarında sık görülen bir etken olduğu bildirilmektedir. Staphylococcus Saprophyticus seksüel aktif genç kadınlarda görülen akut sistit ataklarının %5-15’inden sorumludur [4]. Enterokoklar prostat bezi ile ilgili anomalileri olan yaşlı erkek hastalarda sıklıkla etkendir [5]. Koagülaz pozitif stafilokoklar ise böbreğe hematojen yolla ulaşmakta ve intrarenal,  perirenal abselere yol açmaktadır [9].

Mantarlar, özellikle Candida türleri antibiyotik tedavisi alan kateterize hastalarda infeksiyonlara yol açmaktadır. Anaerob mikroorganizmalar nadiren ÜSİ’e neden olmaktadır.

Gardnerella Vaginalis üriner sistem semptomları olan ve olmayan kadınlarda sıklıkla izole edilmesine rağmen patojenik rolü tam olarak bilinmemektedir. Üreoplasma Ürealyticum ve Mycoplasma Hominis piyelonefrit ve sisto-üretritin kanıtlanmamış etkenleridir [7].

 

C- Epidemiyoloji

Hamile olmayan genç kadınlarda bakteriüri prevalansı %1-3, hamilelerde ise %4-7 arasındadır. Kadınların %40-50’si hayatlarının herhangi bir döneminde semptomatik ÜSİ geçirmektedir. Sık seksüel ilişki, diyafram kullanımı, yineleyen ÜSİ hikayesi üriner infeksiyon için risk faktörleridir. Kadınlarda ikinci ÜSİ geçirme riski, ilk ÜSİ geçirme riskine göre daha yüksektir. Hastaların %20’sinde 6 ay içerisinde yineleyen infeksiyon gelişmektedir [10].

Erişkin erkeklerde bakteriüri prevelansı oldukça düşüktür (%0,1 veya daha az). Yaşlı hastalarda prostat hastalıkları ve enstrümantasyona bağlı olarak bu oran yükselir. Bakteriüri sıklıkla üriner sistem anomalileriyle birliktedir. Sünnetsiz ve homoseksüel erkeklerde üropatojenik Escherichia Coli suşları ile ÜSİ gelişme riski artmaktadır.

Altmış beş yaş üzerindeki erkeklerin en az %10’u, kadınların ise %20’sinde asemptomatik bakteriüri mevcuttur. Genç yaşlarda kadın/erkek oranı 30 iken 65 yaşından sonra bu oran dramatik olarak düşmektedir. Erkeklerde obstrüktif üropati, prostat salgılarının azalmasına bağlı bakterisidal aktivite kaybı, kadınlarda prolapsus nedeniyle mesane boşalmasında yetersizlik, demansa bağlı fekal inkontinans nedeniyle perinede kirlenme ve her iki cinste nöromüsküler hastalıklar, artmış kateterizasyon ve enstrümantasyon ÜSİ riskini arttırmaktadır [11].

Hastanede yatan hastalarda bakteriüri prevalansı daha yüksektir. Bunun nedeni üriner enstrümantasyonun sıklığı olabilir. Ayaktan hastalarda tek bir kateterizasyon ile ÜSİ riski %1 iken hospitalize hastalarda bu oran %10 ve üzerindedir [12].

Sosyoekonomik düzeyi düşük toplumlarda ve orak hücreli anemisi olan gebelerde bakteriüri prevalansı daha yüksektir. Diabetes mellitus ÜSİ’de önemli bir risk faktörüdür.

 HIV ile infekte ve CD4 sayısı <200/mm3 olan erkek hastalarda ÜSİ sıklığının arttığı ve daha ağır seyrettiği saptanmıştır. Renal transplantlı hastaların en az %50’sinde erken postoperatif dönemde ÜSİ gelişmekte, bu hastalarda %40 oranında bakteriyemi görülmektedir [13].

D- Patogenez

Bakterilerin üriner sisteme ulaşması üç yolla olmaktadır:

1. Asendan yol: Kadınlarda erkeklere göre ÜSİ 'nin daha fazla görülmesi asendan yolun önemini ortaya koymaktadır. Üriner sistem infeksiyonlarına neden olan mikroorganizmaların periüretral alan ve vajina ağzında kolonize olduğu gösterilmiştir. Kadın üretrası daha kısadır, vulvar ve perianal bölgelere yakındır. Dolayısıyla üretra masajı ve seksüel aktivite sonucunda bakterilerin mesaneye girmesi kolaylaşmaktadır. Bakteri mesaneye girdikten sonra orada çoğalmaya başlayarak üreterlere geçmekte, özellikle vezikoüreteral reflü varsa, renal pelvis ve parankime de ulaşmaktadır. Erkeklerde üretranın daha uzun olması ve prostat salgılarının koruyucu antibakteriyel etkileriyle efektif bariyer olarak rol oynamaları, bu yolla infeksiyon gelişim riskini azaltmaktadır [12]. Üriner sistem infeksiyonu patogenezinde en önemli yol olarak assendan yol gösterilmektedir.

2. Hematojen yol: Birkaç etken dışında bu yolla ÜSİ gelişimi nadirdir. Staphylococcus Aureus, Candida Spp, Salmonella Spp ve Mycobacterium Tübercülosis vücudun başka bir yerinde infeksiyon oluşturduktan sonra sekonder olarak ÜSİ 'ye neden olmaktadır [14].

3. Lenfatik yol: Bu yolla ÜSİ gelişimi tam açıklanmış değildir [14].

 

E-  Konak-Parazit İlişkisi

 

Mikroorganizma: Birçok mikroorganizma türü ile oluşabilmesine rağmen üriner sistem infeksiyonlarında en sık etken E.coli’dir. Bununla birlikte infeksiyonların çoğundan E.coli’nin yalnızca birkaç serogrubu O1, O2, O4, O6, O7, O8, O75, O150 ve O18  sorumludur. Sistit ve piyelonefrite neden olan E.coli izolatlarının O, K ve H antijeninde genetik farklılık saptanmıştır. Virülans faktörleri; vajinal ve üroepitelyal hücrelere artmış aderans, (pili ve fimbria olarak adlandırılan adezinler ile) serumun bakterisidal aktivitesine direnç,  kapsülde artmış K antijeni (K1, K5, K12), aerobaktin varlığı, sitotoksik nekrotizan faktör tip 1 ve hemolizin üretimidir [15,16]. Adeziv özellikler, bakterinin üriner sisteme ulaşması ve infeksiyonun anatomik seviyesini belirlemede önemlidir [17].

Proteus Mirabilis ve Klebsiella spp. gibi diğer üropatojen bakterilerde aderansın önemi benzer şekilde gösterilmiştir. S. aureus nadiren sistit ve asendan piyelonefrite neden olur, buna karşın S. saprophyticus sıklıkla alt üriner sistem infeksiyonuna neden olmaktadır.

Proteus suşlarında üreaz üretimi piyelonefrit oluşturabilme yeteneği ile korelasyon göstermektedir [19].

Konak: Üretral mukoza dışında normal üriner sistem, bakteri kolonizasyonuna karşı dirençlidir. Alt üriner sistemde bulunan antibakteriyel savunma mekanizmaları şunlardır:

  • İdrar (osmolalite, pH, organik asitler)
  • İdrar akımı ve miksiyon
  • Üriner sistem mukozası (bakterisidal aktivite, sitokinler)
  • Bakteriyel aderans inhibitörleri (Tamm-Horsfall proteini, düşük molekül ağırlıklı

oligosakkaridler, mesane mukopolisakkaridi, sekretuvar IgA, laktoferrin)

  • İnflamatuvar cevap (polimorfonükleer lökositler, sitokinler)
  • İmmün sistem (hümoral immünite, hücresel immünite)
  • Prostatik sekresyonlar

 

Üriner sistemin çeşitli anomalileri infeksiyona doğal direnci bozmaktadır. Obstrüksiyon idrarın akımını engelleyerek staza neden olmakta ve bu durum infeksiyona yatkınlığı arttırmaktadır. Ekstrarenal obstrüksiyon nedenleri; valv, stenoz, bant, taş, dışarıdan üretere bası ve benign prostat hipertrofisidir. İntrarenal obstrüksiyon nedenleri ise nefrokalsinozis, ürik asit nefropatisi, analjezik nefropatisi, polikistik böbrek hastalığı, hipokalemik nefropati ve orak hücreli anemiye bağlı renal lezyonlardır.

Konjenital anomaliler, mesane basıncındaki artış ve vezikoüreteral reflü asendan yolla gelişen üst üriner sistem infeksiyonuna neden olmaktadır. Reflü mesanede enfekte idrar havuzu oluşturur. Mekanik nedenlere (mesane boynu obstrüksiyonu, prostatik hipertrofi, üretral valvler ve striktürler) veya nörojenik fonksiyon bozukluklarına (kord yaralanmaları, tabes dorsalis, diabetik nöropati, poliomyelitis) bağlı mesanenin yetersiz boşalması da üriner sistem infeksiyonuna yol açmaktadır.

 

F- Klinik

Alt üriner sistem infeksiyonu semptomları: sık idrara çıkma, idrar kaçırma, dizüri, bazen suprapubik hassasiyet veya ağrıdır; ateş yoktur. Mikroskopik veya makroskopik hematüri görülebilir [6].

Üst üriner sistem infeksiyonun klasik semptomları: ateş, yan ağrısı ve beraberinde alt üriner sistem infeksiyonu (dizüri, pollaküri ve sıkışma hissi) bulgularıdır. Erkeklerde tersi kanıtlanmadıkça ÜSİ komplike bir infeksiyon olarak kabul edilir. Komplike infeksiyonu olan hastada etken mikroorganizma genellikle antimikrobiyallere karşı daha dirençlidir [4, 6].

 

G- Üriner sistem enfeksiyonlarında komplike edici faktörler

  • Yapısal bozukluklar: Tıkanıklık (taş, tümör vb.), benign prostat hipertrofisi (BPH), üreter darlıkları, böbrek kisti, mesane divertikülü, sonda kullanımı, nefrostomi tüpü, nörojenik mesane, vezikoüreteral reflü (VÜR).
  • Metabolik bozukluklar: Nefrokalsinoz, primer biliyer siroz, böbrek yetmezliği, diabetes mellitus, gebelik.
  • İmmunsupresyon: Böbrek nakli, nötropeni, doğumsal/edinilmiş immun yetmezlik.

     

    Üriner kateteri olan hastalarda alt üriner sistem infeksiyonu semptomları görülmez fakat yan ağrısı ve ateş görülebilir. Üriner sistem infeksiyonu, gram negatif mikroorganizmalarla gelişen bakteriyemilerin en sık nedenidir. Üriner kateter varlığında, infeksiyon semptomları görülmeden bakteriyemi gelişebilir [12].

    Yaşlılarda görülen üriner infeksiyonlarının büyük bir kısmı asemptomatiktir. Üst üriner sistem infeksiyonu genellikle atipik (abdominal ağrı, mental değişiklik vb.) seyreder.

    Piyelonefriti olan yaşlı hastalarda bakteriyemi sıklığı (%61) gençlere göre daha fazladır [11].

     

    H-  Üriner Sistem İnfeksiyonu Tanısı

    Ön tanı: Üriner sistem infeksiyonunun laboratuvar tanısında ilk adım idrarın mikroskobik incelemesidir. Piyüri taze, santrifüj edilmemiş orta akım idrarında lökosit kamarasıyla yapılan incelemede en az 10 lökosit/mm3 sayılmasıdır. İdrar 5 dakika 2000 devir/dk’da santrifüj edildikten sonra idrar sedimenti büyük büyütmede (x40) incelendiğinde, her sahada 5-10’dan fazla lökosit görülmesi de piyüri karşılığıdır. Piyüri nonspesifik bir bulgudur, infeksiyon olmadan piyüri varlığı sıktır [18].

    Dipstik lökosit esteraz testi piyürinin saptanmasında kullanılabilir. Duyarlılık ve özgüllüğü mikroskobiden daha düşüktür (%75-96 ve %94-98). Lökosit esterazı negatif olan semptomatik hastalarda idrar mikroskobisi bakılmalı veya idrar kültürü alınmalıdır [18].

    Üriner sistem infeksiyonlarının çoğunda (< 2g/24 saat) proteinüri, alt üriner sistem infeksiyonu olan hastalarda ise mikroskobik ve bazen makroskopik hematüri görülebilir.

    İdrar örneğinin bakteri varlığı açısından incelenmesi, ÜSİ tanısında en fazla kullanılan testlerdendir. İdrar preperatı (santrifüjlü veya santrifüjsüz) gram veya metilen mavisi ile boyandıktan sonra değerlendirilir. Boyalı idrarda, boyasız idrara göre ve santrifüjlü idrarda, santrifüjsüz idrara göre daha çok sayıda bakteri görülebilir. Santrifüjsüz orta akım idrarının gram boyasında 1x1000 büyütmede en az bir bakterinin görülmesi ≥105 koloni/ml ile uyumludur.

    Bakteriürinin saptanmasında hızlı indirek bir metod ise idrarda nitrit varlığının gösterilmesidir. Bakteri tarafından nitratın redüklenmesi ile oluşturulur. Özellikle düşük oranda bakteriüri varsa (102-103 /ml) yanlış negatiflik sık görülür.

    İdrar kültürü, üriner sistem infeksiyonu olan hastaların idrarında en az 105 koloni/ml bakteri mevcuttur. Semptomatik infeksiyonu olan genç kadınların 1/3’ünde 105 koloni/ml’den daha az bakteri saptanır. “Infectious Disease Society of America” (IDSA) tanımlamalarına göre sistit için idrarda ≥103 koloni/ml (duyarlılık %80, özgüllük %90), piyelonefrit için ≥104 koloni/ml (duyarlılık %90, özgüllük %95) bakteri bulunmalıdır [19]. Son yayınlanan rehberlere göre sistit tanısı için ≥102 koloni/ml mikroorganizma yeterlidir [20].

    Asemptomatik kadın hastanın orta akım idrarında ≥105 koloni/ml bakteri varlığı %80 bakteriüri göstergesidir. Eğer iki idrar örneğinde en az 105 koloni/ml aynı bakteri varsa bakteriüri oranı %95’e çıkar. Tanıyı desteklemek için iki idrar örneği alınmalıdır. Asemptomatik kadın hastada 104-105 koloni/ml bakteri varlığı, %95 oranında kontaminasyonu gösterir. Erkeklerde kontaminasyon daha nadir olup ≥103 koloni/ml bakteri varlığı infeksiyon göstergesidir [21].

    İdrar kültüründe üreme olmadan veya ml’de 1000’den az bakteri üremesi ile birlikte görülen piyüri, steril piyüridir. Üriner sistem infeksiyonu semptomları olmaksızın steril piyüri, Mycoplasma ve Chlamydia üretritleri, üriner tüberküloz, vajinit ve diğer genital sistem infeksiyonları ve interstisyel sistite bağlı olarak görülebilir.

     

    I-  Prognoz

    Üriner sistem infeksiyonu, kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür ve %50’sinde infeksiyon yinelemektedir. Bu hastaların çoğunda çocukluk döneminde geçirilmiş üriner sistem infeksiyonu hikayesi mevcuttur. Asemptomatik bakteriüri, gebe kadınlarda piyelonefrit, prematür doğum, düşük doğum ağırlıklı bebek ve yenidoğan sepsisine neden olabilir (22). Yetişkinlerde obstrüksiyon varlığında ilerleyici renal hasar ve yineleyen infeksiyon sonucunda renal yetmezlik gelişebilir. Diyabetik kadınlarda asemptomatik ve semptomatik üriner sistem infeksiyonu sıklığı artmıştır ve piyelonefrit, amfizematöz piyelonefrit ve perinefritik apse gibi komplikasyonlar sık görülür [14].

     

    İ- Tedavi

    Nonspesifik tedavi: Üriner sistem infeksiyonlarında yer tutan antibitotikler yanında yeri henüz tartışmalı değişik tedaviler de mevcuttur. Hidrasyon, üriner pH ve üriner antiseptikler üzerinde en fazla durulan konulardır.

    Hidrasyon: Hidrasyon üriner sistem infeksiyonunda destek tedavisi olarak uygulanır. Sıvı alımının artması bakterilerin dilüe olmasını ve enfekte idrarın mesaneden uzaklaştırılmasını sağlar. Sıvı verilmesi genellikle bakteri sayısında düşmeye yol açar [23]. Dizüri antimikrobiyal tedaviye çok hızlı yanıt verir, bu nedenle sistemik analjeziklerin kullanılmasına gerek kalmaz.

    Üriner pH: İdrarın antibakteriel etkisi düşük ph’da artmaktadır. Bir üriner antiseptik olarak bilinen yaban mersini suyunun fazla miktarda alınmasıyla elde edilen antibakteriel etkinlik, meyvenin prekürsorlerinden çıkan hippurik asitten meydana gelmektedir. Hippürik asit idrarın önemli öğesi olup benzoik asitin glisin konjugatıdır ve çözünmemiş moleküllerin konsantrasyonuna göre bakteriostatiktir [23]. İdrarı asidifiye etmek için süt, meyve suları verilmelidir. Sodyum bikrbonat gibi idrarı alkalileştirme özelliğinde olan maddeleri kısıtlayan diet gereklidir.

    Üriner antiseptikler: Üriner antiseptikler idrarda konsantre olan ancak serumda yeterli düzeye ulaşamayan ajanlardır.  Bu nedenle alt üriner sistem infeksiyonunda etkili olmaktadır. Nitrofurantoin, metenamin, fosfomisin-trometamin ile yaban mersini suyu önemli üriner antiseptiklerdir [24].

    Üst üriner sistem infeksiyonu: Akut piyelonefrit düşünülen genç, sağlıklı ve gebe olmayan hastalarda 14 günlük antimikrobiyal tedavi uygundur. Hafif veya orta şiddette piyelonefrit saptanırsa yedi günlük tedavi yeterli olabilir. Bu hastalar oral antimikrobiyal ajanlara iyi cevap verir, ancak bulantı ve kusma gelişirse parenteral tedaviye geçilir. Ciddi piyelonefriti olan hastalar hastaneye yatırılmalı ve parenteral tedavi başlanmalıdır [20].

    Antibiyotik seçiminde idrarın Gram boyasındaki etken mikroorganizmanın morfolojisi önemlidir. Antimikrobiyal tedavi genellikle empirik olarak başlanır. Zincir yapan gram pozitif koklar görüldüyse ampisilin veya amoksisilin, stafilokoklar görüldüyse sefaleksin gibi ajanlar uygun seçenektir. Gram negatif basillerin neden olduğu üst üriner sistem infeksiyonlarının oral tedavisinde trimetoprim (100 mg, günde iki kez), trimetoprim-sulfametoksazol (fort tablet, günde iki kez) ve florokinolon (siprofloksasin 500 mg, günde iki kez) önerilmektedir.

    Ancak E.coli’de trimetoprim-sulfametoksazol direnci %20’lere ulaştığından ampirik tedavide florokinolonlar tercih edilmelidir [21]. Üst üriner sistem infeksiyonu kliniği olan tüm hastalardan tedavi öncesi idrar kültürü alınmalıdır.

    Hastalarda piyelonefrit komplikasyonu olarak bakteriyemi gelişirse (yüksek ateş, üşüme, titreme, hipotansiyon eşlik eder) antibiyotik tedavisi parenteral uygulanmalıdır. Etken mikroorganizma toplum kökenli ise ve idrarın Gram boyamasında gram negatif basiller görülürse empirik tedavide geniş spektrumlu antimikrobiyal ajanlar (aminoglikozid, aztreonam, piperasilin-tazobaktam, ampisilin-sulbaktam, üçüncü kuşak sefalosporin veya bir parenteral florokinolon) tercih edilmelidir. Hastane kaynaklı ciddi gram negatif basil infeksiyonu olan hastalarda ise dirençli mikroorganizmaları kapsayacak şekilde ajanlar (seftazidim, sefepim, piperasilin-tazobaktam, azetronam, imipenem, meropenem veya ertapenem aminoglikozid veya parenteral florokinolon ile kombinasyonu) seçilmelidir.

    Etken mikroorganizmanın antibiyotik duyarlılık paterni belirlenince tek ajanlı tedaviye geçilebilir [4].

    Eğer 48 saatte bakteriyolojik cevap alınamazsa, mevcut tedavi duyarlılık test sonucuna göre başka bir antimikrobiyal ajan ile değiştirilir. Üç gün sonra kan kültürü pozitifliği, persistan ateş yüksekliği ve toksisitenin devam etmesi durumunda üriner obstrüksiyon, intrarenal apse ve perinefritik apse açısından hasta araştırılmalıdır.

    Komplike olmayan piyelonefritte klinik cevap alındıktan sonra oral tedaviye geçilerek tedavi 14 güne tamamlanır. İnfeksiyon komplike hale gelirse tedavi süresi uzatılabilir ve cerrahi girişim gerekebilir [20].

    Alt üriner sistem infeksiyonu: Akut basit sistitte kısa süreli (üç gün veya daha az) tedavi yaklaşımı uygundur. Üç günlük tedavi rejimi tek doz ve yedi günlük tedavi rejimlerine üstün bulunmuştur. Çoğu patojene etkili olan trimetoprim-sulfametoksazol (fort tablet, günde iki kez), trimetoprim (100 mg, günde iki kez) ve florokinolonlar (siprofloksasin 500 mg, günde iki kez) tercih edilmelidir. E.coli’nin trimetoprim-sulfametoksazol direncinin %20’lere ulaştığı bölgelerde empirik tedavide ilk seçenek florokinolonlar olmalıdır. Amoksisilin ve birinci kuşak sefalosporinler basit sistitin empirik tedavisinde zayıf seçeneklerdir.

    Amoksisilin-klavulanik asit kullanılacaksa yedi günlük tedavi önerilmektedir [20].

    Diabetli, semptomları yedi günden uzun süredir devam eden, yakın zamanda geçirilmiş ÜSİ öyküsü olan, diyafram kullanan ve 65 yaş üzerindeki kadın hastalarda, erkeklerde ve çocuklarda yedi-on günlük tedavi rejimi, gebelerde ise amoksisilin, amoksisilin klavulanat, sefaleksin veya nitrofurantoin ile yedi-on günlük tedavi önerilmektedir.

    Kadınlarda tedavi öncesinde idrar kültürü şart değildir, fakat erkeklerde ve çocuklarda mutlaka alınmalıdır. Tedavi kararı kliniğe ve idrarda piyüri olup olmamasına göre verilir.

    Eğer piyüri varsa antibiyotik tedavisi gereklidir. Dipstik metodu ile piyüri ölçümü yeterlidir.

    Tedavi cevabı alınamazsa idrar kültürü alınmalı (dirençli mikroorganizma varlığı açısından) ve tedavi değiştirilmelidir. Üretrit varlığı da göz önünde bulundurulmalıdır.

    Asemptomatik bakteriüri: Asemptomatik bakteriürili hastaların çoğu kadındır ve ileri yaş grubundadır. Sağlıklı yetişkinlerde obstrüksiyon yoksa tedavi endikasyonu nadirdir.

    Hamile kadınlar, çocuklar ve ürolojik girişim planlanan hastalar için üç-yedi günlük antimikrobiyal tedavi önerilmektedir [22].

    Yineleyen üriner sistem enfeksiyonu: Tedavi sonrası relaps renal tutulum, yapısal anomali veya kronik bakteriyel prostatite bağlı olabilir. Kısa süreli veya yedi-on günlük tedavi sonrası relaps gelişen hastalarda iki haftalık tedavi önerilmektedir. Yapısal anomalisi olmayan ve iki haftalık tedavi sonrası relaps gelişen hastalarda tekrar iki haftalık tedavi uygulanır ve yine relaps gelişirse dört-altı hafta daha tedaviye devam edilir [10].

    Sık reinfeksiyonu (iki atak/yıl) olmayan hastalarda, alt üriner sistem infeksiyonu bulguları varsa tedavi verilmelidir.  Reinfeksiyonun  (üç atak/yıl) sık görüldüğü ve cinsel temasla ilişkili olduğu düşünülen hastalarda, temas sonrası tek doz profilaksi (80/400 mg trimetoprim-sulfametoksazol, 100 mg nitrofurantoin ve 100 mg siprofloksasin tablet), cinsel temasla ilişkili olmadığı düşünülen hastalarda ise uzun süreli profilaksi (40/200 mg trimetoprim-sulfametoksazol tablet veya 50 mg nitrofurantoin) planlanmalıdır.

Kaynaklar

  1. Dey AB Chaudbury D.Infection in the elderly. Indian J Med Res 1997:106: 273-85.
  2. Rhyn RL, Roche RJ. Infection in the elderly. In Brilman JC, Quenze RW eds. Infectious Disese in Emergency Medicine. 2nd ed Phıladelphia: Lippincott Raven 1998; 291-316.
  3. Sen P, Middleton JR, Perez G, Gombert ME, Lee JD, Louria DB. Host defense abnormalities and infections in older persons. Highlights from Infections in Medicine 1996; 11(2): 17-22.
  4. Sobel JD, Kaye D. Urinary tract infections. In: Mandell GL, Bennet JE, Dolin R (eds). Principles and Practice of Infectious Diseases. 6th ed. Philadelphia: Churchill Livingstone 2005; 875-905.
  5. Norris DL, Young JD. Urinary tract infections: diagnosis and management in the emergency department. Emerg Med Clin N Am 2008; 26: 413.
  6. Mamıkoğlu L, İnan D. İdrar yolu infeksiyonları. Wilke Topçu A, Söyletir G, Doğanay M. Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyolojisi’nde. Üçüncü baskı. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri 2008; 1487-99.
  7. Czaja CA, Scholes D, Hooton TM, Stamm WE. Population based epidemiologic analysis of acute pyelonephritis. Clin Infect Dis 2007; 45: 273-80.
  8. Raz R, Colodner R, Kunin CM. Urinary tract infections caused by Staphylococcus saprophyticus. Clin Infect Dis 2005; 40: 896-8.
  9. Nicole LE, Bradley S, Colgan R, Rice JC, Schaeffer A, Hooton TM. Infectious Diseases Society of America guidelines for the diagnosis and treatment of asymptomatic bacteriuria in adults. Clin Infect Dis 2005; 40: 643–54.
  10. Akata F. Üriner sistem infeksiyonlarında uygun antibiyotik kullanımı. Klimik Derg 2001; 14(3): 114-23.
  11. Tanyel E, Taşdelen NF, Tülek N, Leblebicioğlu H. Yaşlı hastalardaki üriner sistem infeksiyonlarının değerlendirilmesi. İnfeksiyon Derg 2006; 20(2): 87-91.
  12. Tambyah PA. Catheter-associated urinary tract infections; diagnosis and prophylaxis. Int J Antimicrob Agents 2004; 24: 44-8.
  13. Hoepelman AIM, Meiland R, Geerlings SE. Pathogenesis and management of bacterial urinary tract infections in adult patients with diabetes mellitus. Int J Antimicrob Agents 2003; 22: 35-43.
  14. Hooton TM. Pathogenesis of urinary tract infections; an update. J Antimicrob Chemother 2000; 46(1): 1-7.
  15. Stapleton A. Novel mechanism of P-fimbriated Escherichia coli virulance in pyelonephritis. J Am Soc Nephrol 2005; 16: 3458-60.
  16. Johnson JR. Virulance factors in Escherichia coli urinary tract infections. Clin Microbiol Rev 1991; 4(1): 80-128.
  17. Arthur M, Johson CE, Rubin RH, Arbeit RD, Campanelli C, Kim C, et al. Moleculer epidemiology of adhesin and hemolysin virulence factors among uropathogenic Escherichia coli. Infect Immun 1989; 57(2): 303-13.
  18. Yıldız A. Tam idrar tahlininin infeksiyon hastalıklarının tanı ve izlemine katkısı. Aknem Derg 2005; 19(Ek 2): 85-6.
  19. Rubin RH, Shapiro ED, Andriole VT, Davis RJ, Stamm WE. Evaluation of new antiinfective drugs for the treatment of urinary tract infection. Infectious Diseases Society of America and the Food and Drug Administration. Clin Infect Dis 1992; 15(1): 216.
  20. Warren JW, Abrutyn E, Hebel JR, Johnson JR, Schaeffer AJ, Stamm WE. Guidelines for antimicrobial treatment of uncomplicated acute bacterial cystitis and acute pyelonephritis in women. Infectious Diseases Society of America (IDSA). Clin Infect Dis 1999; 29: 745–58.
  21. Talan DA, Krishnadasan A, Abrahamian FM, Stamm WE, Moram GJ. Prevalence and risk factor analysis of trimethoprim-sulfamethoxazole and fluoroquinolone-resistant Escherichia coli infection among emergency department patients with pyelonephritis. Clin Infect Dis 2008; 47: 1150-8.
  22. Nicole LE, Bradley S, Colgan R, Rice JC, Schaeffer A, Hooton TM. Infectious Diseases Society of America guidelines for the diagnosis and treatment of asymptomatic bacteriuria in adults. Clin Infect Dis 2005; 40: 643–54.
  23. Sobel K, Kaye D. Urinary tract infections. In Mandell GL, Bennett JE, Dolin R (eds). Principles and Practice of İnfectious Diseases. 5th ed. Philadelphia, Churcill Livingstone 2000: 773-805.
  24. Reese RE, Betts RF. Urinary antiseptics. In: Reese RE, Betts RF. Gummustop B (eds) Handbook of Antibitotics 3rd ed. Philadelphi Lippincott Williams Wilkins 2000: 564 -73.
Anahtar kelimeler: Üriner sistem , enfeksiyon , medikal tedavi

Yorumlar

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.